Baba-çocuk ilişkisinde annenin rolü

a4Evli ve çocuk sahibi kadınlar kimi zaman eşlerinden, çocukların tüm sorumluluğunu kendilerine yükledikleri konusunda yakınırlar. Çocuk bakımı konusunda destek göremediklerini söylerler. Bunun kültürel de olmak üzere birçok nedeni olabilir. Ama bu yazıda sadece kadınların tutumları, yani değiştirebilecekleri davranışları üzerinde durulacaktır. Kadınların bazı tutumlarını değerlendirerek değiştirmeleri, istedikleri aile düzenine kavuşmalarını sağlayabilir. İyi niyetlerle atılmış pek çok adım istenmeyen mesajlar içerebilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Örneğin; çocuğundan kopamayıp, eğitim ve diğer tüm ihtiyaçlarında kontrolü ellerinde bulundurmak isteyen kadınlar, eşlerine istemeden de olsa “Aslında sana ihtiyacımız yok” mesajı verebilirler. Bu nedenle anne-baba-çocuk üçgenini sağlıklı kurmakta kadının rolü büyüktür. Bu konuya açıklık getirmek için öncelikle anne çocuk ilişkisinin ilk yıllarındaki niteliğinden bahsetmek gerekir.

İlk Yıllarda Anne-Çocuk İlişkisi

Anne-çocuk ilişkisinde ilk yıllar çok önemlidir. Doğumdan hemen sonra anne ile çocuk arasında müthiş bir bağ oluşur. Beslenme zamanları bu ilişkide haz duymak için önemli bir yere sahiptir. Çocuk süt ile sadece fiziksel olarak beslenmez, anneyle temas kurar ve duygusal olarak da doymuş olur. Sonrasında alt bezleme, çocuğu yıkama gibi işlerle bu ilişki daha da pekişir. Anne çocuğun her ihtiyacını karşılar. Çocuğun sözsüz dilini anlar, çocuğun farklı şekillerde ağlamasıyla neye ihtiyacı olduğunu bilir.  İlk 3-4 ay annenin, çocuğunun her ihtiyacını karşılamasıyla ortaya çıkan bu adanmışlık hali normal bir durumdur.

Anne-Çocuk Ayrışması

Anneyle çocuğun ilişkisi çok bağımlı başlar. Bu zamana kadar tutkulu bir ilişki geliştiren anne ile çocuğun arasına, sonradan üçüncü bir kişi girmelidir ki anne kendini bu adanmışlıktan çıkarabilsin ve yeniden kadınlığına dönebilsin. Anne, yalnızca çocuğuna yoğunlaşmayı bırakmalıdır ve bir zaman sonra üçüncü bir kişiyi bu ilişkiye dâhil etmelidir, baba gibi. Anne çocuğuyla bu şekilde ayrışmalıdır. Çocuğun anneyle olan bu bağımlı ilişkiden kurtulması ve anneden ayrışması baba sayesinde olur. Babanın ilişkiye girmesiyle çocuk sosyalleşmenin ilk adımlarını atar. Baba çocuk için dış dünyayla bağı kurar. Anneye olan bağımlılık, baba sayesinde önlenir. “Annem sadece bana ait değil, ben her şeye kadir değilim” düşünceleri gelişir. Bu zamanlar artık babanın önemi daha fazla artar.

Bazı anneler çocuktan ayrışma noktasında zorluk yaşarlar. Bu ayrışmanın daha memeden kesme zamanlarında başlaması gerekirken, bunu gerçekleştiremeyen anneler çocuklarına olan adanmışlığı uzun yıllar sürdürür. Çocukların yerine getirebilecekleri sorumlulukları onların yerine yaparlar ve çocuklarını aşırı koruyucu bir tutumla yetiştirirler. Çocuklarının her ihtiyacıyla kendileri ilgilenirler. 10 yaşına kadar hala çocuğuyla yatan, 6-7 yaşına kadar çocuğunu elleriyle yedirmeye çalışan, çocuğunu kendi elleriyle giydiren, kıyafetlerine karışan anneler bu aşırı koruyucu tutumu göstermiş olurlar. Bu şekilde eğitilen çocukların dış dünyayla ilişkileri çok iyi gitmez. Baba gibi üçüncü bir şahıs anne tarafından getirilmediği için çocuk sosyalleşemez. Bu durum ilerde tüm sosyal ilişkilerini de olumsuz etkileyebilir.

Kendilerini çocuklarıyla bir tutan ve çocuklarından kopamayan annelerden şu gibi sözleri sık duymuşuzdur: “Babamız biraz sinirli.” “Biraz üşüdük hırkamızı giyelim”.

Burada aslında babayı aile içinde var edenin anne olduğunu görürüz. Örneğin, babanın olmadığı durumlarda (vefat, boşanma vb.) annenin kafasında gene de bir baba figürü var ise bu da üçüncü kişi olarak sayılır. Babanın gerçekte var olması gerekmez. Burada kastedilen babanın ruhsal varlığıdır.  Ama baba evdeyken bile anne tarafından yok sayılıyorsa bu durum tehlikelidir. Çocuk dünyayı annesinin gözleriyle görür. Babasını varsayması için önce annenin onu varsayması gerekir.

Kadının Öz-Değerlendirmesi

Bu nedenle en başta bahsettiğimiz gibi baba-çocuk ilişkisinin gelişmesinde ve babanın sorumluluk üstlenmesinde annenin tutumu çok etkilidir. Anne çocuğu sadece kendine mi ait görüyor? Çocuğunu ayrı bir birey olarak kabul ediyor mu? Eşini çocuğun eğitimi konusunda söz sahibi görüyor mu? Eşine sevgisini eskisi gibi gösteriyor mu? Çocuk sahibi olduktan sonra eşine ayırdığı zaman ve ilgide azalmalar oldu mu? Bir kadın sağlıklı bir aileye sahip olmak için bu soruları kendine sormalı ve hatalı olduğu noktalarda tutumlarını değiştirmeye çalışmalıdır. Kadın bu şekilde kendini değerlendirdiğinde istediği baba ve eş modelini görme olasılığı daha fazladır.

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir